Ali Ağaoğlu’ndan deprem itirafları

Son Güncelleme: 3 Kasım 2011 - 10:12 2 Yorum Yazar:

0 Shares

İstanbul’da 1998 öncesinde yapılan binaların çoğunun içinde midye kabukları, balçık kaplı deniz kumu olduğunu söyleyen Ali Ağaoğlu çarpıcı bir uyarıda bulundu: “Van’da yıkılan binaların çoğu İstanbul’daki binalardan daha sağlam”

Ağaoğlu, İstanbul’un karşı karşıya olduğu deprem tehdidini Milliyet’e verdiği ropörtajda gözler önüne serdi. İşte o çarpıcı ropörtajdan satırbaşları….

MALZEMEDEN ÇALMAK KAZANDIRMAZ

Erciş depreminde yan yana duran iki binadan birinin yerle bir olması sorunun denetim, malzeme, işçilikte yaşandığını gösteriyor. On binlerce ev yapmış olan Ali Ağaoğlu, yürekleri burkan bir gerçeğe dikkat çekiyor:

“Depreme dayanıklı bir bina yapmakla dayanıksız yapmak arasındaki kazanç yüzde 8’i geçmez. Değer mi? Türk inşaat sektörü Çin’den sonra dünyada bir numara. Türk müteahhitlerin dünyada yaptığı işler ortada. Yakışmıyor”

VATANDAŞ BUNU SORMUYOR!

İnsanların daire alırken kapı kolunun kulpunu, banyodaki fayansın rengini bile sorduğunu anlatan Ağaoğlu’nun söyledikleri çarpıcı:

“Bu şekil işlerinden çıkmalıyız artık. Öncelikle binanın ana iskeleti sağlam mı, değil mi onu sormak lazım. Müteahhiti kimdir, daha önce ne yaptı, teknik kadrosu, teknik yeterliliği ne bunları sormalı ev alanlar. Bin TL’lik buzdolabı alırken bile markasını, servisini, garantisini soruyoruz. En az 100 bin TL ödeyip, içine çoluğunu, çocuğunu canını koyduğun evi sormuyorsun. “

İŞTE DEPREME DAYANIKLI DAİRENİN MALİYETİ

Para değil. 75 metrekarelik sıradan standart bir daire 60 bin TL’ye mal olur. İşçilik, beton, demirden çalarsanız 55 bin TL’ye mal edersiniz en fazla. Van’da bazı binalarda kolonlarla kirişler birbirine doğru tutturulmamış. Nedir ki işçiliğe az ödeyince elde edeceğiniz kazanç. Kaç liradır yani? Devlet, Türkiye’nin deprem kuşağında bir ülke olduğunu 1998 yönetmeliğiyle kabul etti. Ondan önce yapılan statik hesaplarda deprem diye bir olgu yoktu. O zamanlar Türkiye’de malzeme yoktu. Bugün Reina’nın olduğu yerin iki tarafı da kum depolarıydı. O eski takalar denizden kumu alırdı, oralara getirirdi.

KUM DEĞİL, MİDYE KABUĞU VE BALÇIK KARIŞIMI

Oradan da inşaatlara giderdi. Kum dediğiniz şeyin de yüzde 20-30’u midye kabuğu, yüzde 20’si balçık ve tuzlu suydu. 1970, 1980, 1990’lı seneler böyleydi. O dönemde istesen dahi kaliteli bina yapmak çok zordu. Kokmuş yumurtadan omlet yapılır mı? Demiri, gidip valilikten karne alıp, Karabük’te sıraya girip 6 ayda alırdık. Durum bu olunca o zamanlar demir de merdiven altı dediğimiz atölyelerden temin ediliyordu. Şimdi malzemelerimiz dünya standartları düzeyinde. Kum da, beton da şu an çok güzel. 2000’lerden sonra binalara mühendislik hesapları girmeye başladı.

DENETİM NASIL OLMALI?

Sistemin pratikte işleyişinin doğru olmadığı ortada. Denetim şirketinin parasının ben ödüyorum müteahhit olarak, o da beni denetliyor. Ne kadar denetleyebilir benim parasını ödediğim adam beni. Kağıt üzerinde denetim yaptıran firmalar olduğunu duyuyoruz. Sistem doğru düşünüldü ama eksik kuruldu yapı denetiminde. Benim şantiye ekibim ayrı denetim yapar. Merkeze bağlı denetim ekibim de gider şantiyedeki ekibimizi denetler. Üstüne bir de yapı denetim şirketine denetim yaptırıyoruz. Kentsel dönüşüm bir devlet politikası olmalı. Ki nitekim Çevre ve Şehircilik Bakanlığı geç de olsa kuruldu. Başına da Sayın Erdoğan Bayraktar gibi işi çok iyi bilen, icraat yapma kapasitesi yüksek bir isim getirildi.

EVLERİN HARCINDA KUM YERİNE, MİDYE KABUĞU VE BALÇIK VAR

1998 depreminden sonra Allah bize 10 yıllık bir kredi verdi. Bunu kullanamadık. İnanın Van’da yıkılan binaların birçoğu İstanbul’daki binalardan daha sağlam. Tuzlu denizden çıkmış kum, kötü demirle yapılan milyonlarca konut var. Asıl sorun 2000’den önce yapılan binalarda. Şimdi zaten sağlam yapılıyor binalar. Doğu’da belki biraz sıkıntı var.

Van mesela denetim kapsamına bir yıl önce alınmış. 19 milyonluk toplam konut stoku var. Yılda 300 bin civarında konut yapılıyor. 2000’den bu yana 10 yılda 3 milyon konut yapıldığını gösterir bu. Bunu çıkardığınızda tartışmasız geriye kalan bu 16 milyon binanın yıkılıp yeniden yapılması lazım. Bunlar 1998’den önce yapılmış, yenilenmesi gereken sorunlu binalardır. Erciş’in nüfusu 80 bin. İstanbul’da bir semtin nüfusu 1 milyon. İstanbul’da deprem olsun, dünya ordularını getirin şehre giremezsiniz. İstanbul’da deprem olsun, Türkiye’nin birliği kalmaz. Allah’a emanet gidiyoruz.

KENTİN YENİLENMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGEL ÇETELER

Kat mülkiyeti kanunu. Bir kişi hayır deyince binayı yıkıp yenisini yapamıyorsunuz kat mülkiyeti esasına göre. Bir sektör oluştu. Birtakım uyanık adamlar gidip yıkılması gereken binalardan ev alıyorlar. Bu fırsatçılar sonrada çıkıp, ‘Bana üç ev vermezseniz binayı yıkmanıza izin’ vermem diyor. Bunu bir kişi söylediğinde binayı yıkamıyorsunuz. Üçte iki çoğunlukla anayasayı değiştiriyorsunuz ama bir binayı yenileyemiyorsunuz. Eski binaları deprem yıkmadan bizim yıkmamız lazım. Bir kişi hayır deyince, pazarlık yapıp uyanıklık yapınca yıkamıyorsunuz, sistem kilitleniyor. Bu kanunu çok acil değiştirmemiz lazım.

internethaber

Ali Ağaoğlu’ndan deprem itirafları ile Benzer Yazılar:

3 Kasım 2011 Saat : 10:12

“Ali Ağaoğlu’ndan deprem itirafları” için 2 Yorum

  1. ali dedi ki:

    ben bu sayfayi tek tek okudum ve çok guzel

  2. recep aksoy dedi ki:

    ben bu sayfayi tek tek okudum ve çok guzel bir sayfa

Ali Ağaoğlu’ndan deprem itirafları Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Toki Silivri Konut Satışı ------   İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR ------ ------  SPONSOR BAĞLANTI ------

FACEBOOK SAYFASI

itk

–SPONSOR BAĞLANTI–